İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TEK’TEN ÇOK’A

Hakkıyla kul olabilmemizin yolu, imanımızı taklid mertebesinden tahkike çevirmekten geçiyor.

Ayrıca, zayıf imanımız biraz kuvvetli bir esinti karşısında sönüverir ve ebedi hayatımızı kaybedebiliriz.

Tahkiki iman dersleriyle böyle bir riske karşı da tedbir almış oluruz.

Her gün defalarca okuduğumuz Fatiha-i Şerife’de geçen “yalnız Senden” hitabında “ibadet ederiz, yardım ve medet umarız” ifadelerinin içini doldurarak söyleyebilsek daha kâmil bir ibadet yapmış oluruz.

Nasıl birisine, niçin ibadet ediyoruz; ne için ve ne şekilde Ondan yardım diliyoruz ?

İmanımızı daha da kemale erdirmek için tefekkür alışkanlığı edinmeliyiz.

Bunun da elbette bir disiplini, metodu, anahtarı olacaktır ki yolları kısaltalım; en zengin manalara en çabuk şekilde en kısa yoldan ulaşalım.

Mesela Rabbimizi daha iyi tanıyabilmek için onun icraatlarına evvela tek örnek üzerinde bakıyoruz.

Çünkü bütün âlemleri kuşatan muazzam, muhteşem, büyük ve geniş icraatlarına birden bakamaz, birden göremez, birden kavrayamayız.

O tek örnek üzerindeki yansımaları görebildikten sonra başımızı tek’ten çok’a çevirip o âleme yayılmış tecellileri bu tek ile kıyaslayıp daha iyi anlayabiliriz.

Rabbimiz isim ve sıfatlarının güzelliklerini kâinatta sergiliyor.

Kâinatın içerisine serpiştirdiği varlıklarda ise hususi sergilemeler yapıyor ki bunların en kapsamlısı insandır.

Kâinatta dağınık halde bulunan bütün bu güzellikler, insanın manevi şahsiyetinde adeta dürülmüş, sıkıştırılmış, toplanmış gibi teşhir edilmiş.

Varlık ve olaylarda Allah’ın isim ve sıfatlarının yansımaları vardır.

İnsan ve kâinat bu yansımaların birer aynasıdır.

İnsandaki yansımalar kapsamlı olduğundan adeta kâinat kadar büyük bir ayna vazifesi görmektedir.

Kâinatta dağınık olarak tecelli eden ilahi isimler, insanda da farklı ölçülerde ve toplu olarak tecelli etmiştir.

Biz mesela şifa bulma hakikatini tek örnek üzerinde insanın mahiyetinde seyreder, anlar ve sonra buradan hareketle Allah’ın bütün canlıları kuşatan Şafi ismini bir derece anlayabiliriz.

Tecellinin örneğini bir misalde seyretmeyen, o tecellinin haşmetli ve her yeri kuşatan umumi yansımasını nasıl anlayabilecek ki.

Sivrisineğin gözündeki, pirenin midesindeki tanzimi, sanatı, ölçüyü görerek, bu küçük aynalardan hareketle kâinat aynasındaki dev yansımalara aklımız bir derece yanaşabilir.

Bu hususi tecellileri birim ölçüsü yapıp umumi tecelliler hakkında kanaat sahibi olabiliriz.

Para nedir hiç bilmeyen birisine, parası olan birisinin cebindeki paraları ve o parayla neler yaptığını gösterdikten sonra, yeryüzündeki bütün insanlarda ne kadar para olabileceği ve bu paralarla neler neler yapabilecekleri konusunda bir miktar fikir sahibi yapabiliriz.

Küçük şeylerin çokça yaratılmasının bir hikmeti de onlardaki yansımaların daha açık okunabilir oluşudur

Özetle, Allah’ın bütün kâinatta birden birlik tecellisini kavrayabildiğimiz nisbette Rabbimizin isim ve sıfatlarını tanımış oluruz.

Zaten bu tecelliler de tanınmak ve sevilmek içindir.

Böyle muazzam bir tecelli olmasa Cenab-ı Hakkın azamet ve büyüklüğü anlaşılmaz olurdu.

Ama tek örnekler üzerindeki hususi ve toplu tecellileri okuyamazsak bu azamet ve büyüklüğü de hiç anlayamazdık.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir