İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İMAN BİR NİSPETTİR

Leonardo Da Vinci, Frida Kahlo, Pablo Picasso, Salvador Dali, Vincent Van Gogh…

Bunlar eserlerine paha biçilemeyen dünyanın en meşhur ressamlarından bazıları.

Bunların arasından en meşhurunun en pahalı tablosunu elimize alıp Keçiören’de cam çerçeve işi yapan bir esnafa gitsek, ressamından bahsetmeden o tabloyu satmak istesek bize ne fiyat verirdi?

Elbette çerçevesi ve camının piyasa fiyatına göre ve belki tablo hoşuna giderse biraz da o sebeple birazcık artırarak komik bir rakam söylerdi.

Aynı tabloyu bir antikacıya götürerek hangi ressamın hangi meşhur tablosu olduğunu ifade ederek satmak istesek fiyat ne kadar da farklı ve büyük olurdu değil mi?

Demek ki tablo ressamına ve ressamının sanatkârlığına nisbetle bir değer kazanıyor.

Biraz bağırsanız korkudan ödü yarılacak bir çocuk, tren raylarının kenarında, ardında 20 büyük vagon ile gümbür gümbür gürüldeyerek geçen trene rağmen, hiç umursamadan oyun oynar.

O çocuğun yerinde eski çağların en korkusuz cihangirleri olsa, tren nedir bilmedikleri için ağzından alevler ve dumanlar saçan bir canavar hücum ediyor sanarak kim bilir nasıl kaçacaklardı.

Bu cihangirlerin korkularının sebebi cehaletleriyle, nizam ve makiniste itikatsızlıklarıdır. O çocuğun korkusuzluğu ise trenin bir nizamın ve bir makinistin kontrolünde olduğunu bilmesinden kaynaklanmaktadır.

İman da böyledir işte.

Her bir insan antika birer tablodur. Eğer sadece maddesi açısından bakılırsa piyasa fiyatlarıyla kemik, et, kan, sinir olarak ne kadar ediyorsa o fiyat verilecektir. Ama ressamına nisbet edilse birden muazzam bir değer kazanır. Bütün özellikleriyle ruh, kalb, hisler, kabiliyetler, akıl melekesi gibi sayısız serveti taşıdığı ancak o ışıkla görülecektir.

Kâinat denilen bu muazzam trenin bir nizamın esiri ve bir kudret sahibinin kumandasında olduğunu bildiğinde ancak ruh ve kalbi huzuru bulur.

İşte varlık âlemine ve yaşanan hadiselere iman gözlüğüyle bakıldığında bütün ümitsizlikler, karamsarlıklar tuz-buz olup dağılacaktır. Hususi dünyamıza huzur ışıkları dolacağı gibi, hayata bu bakışla yaklaşan insan, dünyaya meydan okuyacak bir kahramanlıkla, cihanın bütün orduları toplanıp üstüne gelse beş para ehemmiyet vermeyecek bir duruşun sahibi olacaktır.

İşte imanın bu fonksiyonundandır ki, Bedir’de yaklaşık 300 mü’min 1000’e yakın müşrikle cenge tutuşmuş; Malazgirt’te 70 bin kişilik Bizans ordusunu 20-30 bin arasındaki Selçuklu askeri hallaç pamuğu gibi atmış, mazinin şahitliğiyle imanın tekniğe ve sayıya meydan okuduğu nice olağan üstü hadiseler yaşanmıştır.

Kimin kulu olduğumuzun şuuru, bu milleti dünyanın sultanı yapacak sihirli bir anahtardır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir